KFD-LOGO

KATILIM FİNANS DERNEĞİ

Katılım finans alanında faaliyet gösteren kişileri veya kurumları bir araya getirerek sektörde işbirliği ve gelişim sağlayan güçlü oluşum.

Son Gelişmeler

Hakkımızda

Temsiliyet gücü yüksek sivil toplum kuruluşu

Farklı kurum ve kuruluşlar ile sektörlerden bir araya gelen kurucu üyelerin temel ortak gayesi, katılım finansın ruhuna uygun ve sürdürülebilir biçimde gelişmesine bir sivil toplum kuruluşu çatısı altında hizmet etmektir.

Katılım Finans Paydaşları

BİLGİ MERKEZİ

Merak ettiğiniz içerik veya bilgeye ulaşmak için arama yapabilirsiniz.

Ara

Katılım Finansı Tanıyın

Derinlemesine bilgi edinmek için sözlüğü ziyaret edebilirsiniz.

Sermaye sağlayan finansal kurum kredi vermek yerine müşterinin almak istediği bir ürünü ya da varlığı üçüncü bir taraftan satın alıp maliyetin üzerine kâr ekleyerek müşteriye sattığı bir sözleşme türüdür. Ödeme gelecek bir tarihte toplu olarak ya da taksitli bir şekilde gerçekleştirilebilir ve sözleşmede belirtilir. Finans kurumu, ürünü müşteriye teslim edene kadar var olan riski üstlenir.

Vakıf kavramı, İslam medeniyetleri içindeki gelişme süreci içinde kelimenin temsil ettiği basit anlamdan çok daha geniş ve kapsamlı anlamlar kazanmış bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Arapça bir kelime olan vakıf, durmak/kalmak fiilinden türetilmiştir. Kazandığı geniş anlam düşünüldüğünde vakıf, bir malın, emeğin veya vaktin başka kişilerin/canlıların yararına bağışlanması olarak tanımlanabilir.

Bu bağışta ya karşılık beklenmemektedir ya da karşılık dünya sonrası hayattan umulmaktadır. Böyle bir anlayışın İslam medeniyetlerinde yerleşmesi ile fakirlerin doyurulmasından yaşlıların ve yetimlerin bakımına, hayvanların korunmasından çevre duyarlılığına, eğitimden sağlığa kadar pek çok farklı konuda vakıf, bir kurum olarak hizmet göstermiş, medeniyetlerin kurulmasında ve devam ettirilmesinde aktif rol oynamıştır.

İslami kitle fonlaması, İslami ilkelere uygun ürün, hizmet veya projeler üzerine gerçekleştirilen kitle fonlamasına denilmektedir. Bu doğrultuda kitle fonlamasına konu olan ürün, hizmet veya projenin faiz, kumar, garar gibi dinen yasaklanmış unsurları içermemesi ve fonlama sürecinin borcun satımına dayanmaması gerekir. Aynı zamanda paydaşların haklarının gözetilmesi elzemdir.

Diğer insanların faydası için karşılık beklemeden hareket etmek anlamına gelir. Bu güzel davranış bazı durumlarda karşıdaki kişiyi kendisi kadar düşünme, bazı durumlarda da kendinden daha fazla düşünme şeklinde karşımıza çıkar. Bencil davranışın zıttı olarak kullanılabilir.

Kâr eşitleme yedeği, İslami bankaların mudârebeye dayalı yatırım hesaplarına tahakkuk eden kârlardan bir kısmını dağıtmayıp bunları ayırdıkları rezervdir. Buradaki amaç bu hesaplara dağıtılan getirilerin zaman içinde daha az bir aralıkta dalgalanmasını sağlayacak bir mekanizmanın kurulmasıdır. Bu rezerv kullanılarak getirilerdeki dalgalanma azaltılmaktadır.

Ekonomi açısından değerlendirildiğinde denge arz ve talep gibi değişkenlerin dengelendiği durumu ifade eder. Bu şartlarda oluşan denge noktasının dış etkilerin olmadığı bir durumda değişmeden kalacağı varsayılır. Ayrıca, tüketim ve üretim açısından değerlendirildiğinde, genel denge durumunda tüketici bütçe kısıtı altında maksimum fayda elde ederken üretici de maksimum kar sağlar.

Bir ikta çeşidi olan iktâu’l-istiğlâl, ikta topraklarının gelirlerini toplama yetkisinin belirli kişilere verilmesidir. İstisnai bir finansman aracıdır. İkta sisteminin uygulandığı Abbasi döneminde yaşanan mali kriz neticesinde, ordunun kumandanlarına maaş yerine çeşitli arazilerin haracını toplama yetkisinin verilmesi buna örnek gösterilebilir. Bkz. iqta

Fıkıhta genel bir yaklaşım olarak belirlenen ve Mecelle’de de kendisine yer bulan risk olmadan getirinin de olmayacağı anlamına gelen ifade. İslami finansta genellikle getiri sağlamayı meşru kılan temel dayanak prensiplerinden biri olarak el-harâc bi’d-damân ile bir arada ele alınmaktadır.

İslamiyet’te, toplumda bir ihtiyacın giderilmesinde tüm toplum sorumlu tutulmuştur. Sorumluluğun bir kimse tarafından üstlenilmesi ve ihtiyacın birileri tarafından karşılanması durumunda diğer kişilerden sorumluluk düşmektedir. Bu durum farz-ı kifâye olarak tanımlanmıştır. Kişinin kendi sorumluluğunda olan farzlara (farz-ı ayn) karşın, kişiye toplumsal sorumluluklar yükleyen farz-ı kifâyenin kapsamı ve sınırları geniştir. Tüm yaratılmışları kapsayan ve toplum yararına olan her türlü görev bu kapsamda değerlendirilebilir.

Sukuk yatırımcılarının getirilerinin sukuk ihraçcısının kredibilitesine dayalı olduğu sukuk türlerine verilen addır. Borca dayalı sukuk türleri bu kategoridedir. Getirilerin sukuka konu edilen varlıklara dayalı olduğu sukuk türlerine ise asset-backed (varlığa dayalı) sukuklar denilmektedir. Ortaklığa dayalı sukuklar ise bu kategoride değerlendirilmektedir.

Gelişmelerden Haberdar Ol

Katılım finans alanında gelişmelerden haberdar olmak için kayıt olunuz.